Son dönemde Sarıcakaya ve Mihalgazi de sahaya indiğinizde bir isimle sık sık karşılaşıyorsunuz: Safiye Kesgin.
Ama bu karşılaşma klasik bir “ziyaret” değil… Daha çok bir temas, bir diyalog, bir çözüm arayışı.
Çünkü Kesgin’i masa başında değil; tozun, toprağın, üretimin tam ortasında görüyorsunuz.
Tarla yollarında greyderin başında…
Mahalle aralarında vatandaşla yan yana…
Bir kahvede çay içerken dinlerken…
Ya da bir üreticinin sorununu yerinde not alırken…
Bugün birçok yönetici “ulaşılabilirlik” kavramını sadece söylemde bırakırken, Kesgin bunu sahada pratiğe döken isimlerden biri.
Bu yüzden Sarıcakaya ve Mihalgazi hattında vatandaşın dilinde farklı bir tanım oluşmuş durumda:
“Gölge Başkan.”
Bu tanım rastgele değil.
Çünkü o, sadece iletilen talepleri dinleyen değil; sorunu yerinde tespit eden, çözüm sürecini takip eden ve sonucu görmek isteyen bir anlayışla hareket ediyor. Bürokrasi ile vatandaş arasında adeta bir köprü görevi üstleniyor.
En dikkat çeken yönlerinden biri ise iletişim dili…
Resmi bir mesafe yerine samimiyeti,
Tek taraflı anlatım yerine karşılıklı diyaloğu,
Bekletmek yerine anında geri dönüşü tercih ediyor.
Bu yaklaşım, özellikle kırsal mahallelerde büyük bir karşılık bulmuş durumda. Çünkü vatandaş artık sadece “duyulmak” değil, “anlaşılmak” istiyor.
Kesgin’in sahadaki varlığı, klasik koordinatörlük görev tanımının çok ötesinde bir tablo ortaya koyuyor. O, sadece bir görevli değil; sahada çözüm üreten, süreci yöneten ve takip eden aktif bir yapı sergiliyor.
Belki de bu yüzden, sahada onun için söylenen en net cümle şu:
“Geliyor, dinliyor, çözüyor.”
Bugün yerel yönetimlerde en çok ihtiyaç duyulan şey; masa ile saha arasındaki mesafeyi kapatabilmek. Safiye Kesgin’in ortaya koyduğu model ise bu mesafenin aslında çok da uzak olmadığını gösteriyor.
Ve evet…
Bazen unvanlar yetmez.
Sahada kazandığınız karşılık, size yeni bir unvan verir:
Gölge Başkan.
