Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, iktidarın Eskişehir’e yönelik politikaları ile madencilik faaliyetlerini sert sözlerle eleştirdi. Süllü, kentin hem idari ve ekonomik açıdan zayıflatıldığını hem de doğal yapısının tehdit altında olduğunu söyledi.
Süllü, “Vekili olduğum Eskişehir, 27 yıldır Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimizin başarılı projeleriyle Avrupa kenti olarak anılan, örnek alınan bir şehirdir. İktidarın Eskişehir’e yönelik projeleri ise taşıma, yok sayma ve yok etme üzerinedir” ifadelerini kullandı.
“Kurumlar Eskişehir’den Koparılıyor”
Kamu kurumlarının şehirden uzaklaştırıldığını belirten Süllü, idari yapıda yaşanan değişimlere dikkat çekti. Eskişehir’in idari yargıda Bursa Bölge İdare Mahkemesi’ne bağlandığını, TÜLOMSAŞ’ın TÜRASAŞ bünyesinde bölge müdürlüğüne indirildiğini ifade eden Süllü, vakıflar ve karayolları gibi önemli kurumların da başka illere bağlandığını söyledi. Açıköğretim Fakültesi gelirlerinin büyük kısmının YÖK’e aktarıldığını dile getiren Süllü, havalimanında iç hat uçuşlarının kaldırıldığını ve PTT Başmüdürlüğü’nün kapatılma sürecinde olduğunu kaydetti.
“Yatırımlar Tamamlanmıyor”
Sağlık ve ulaşım yatırımlarındaki eksikliklere değinen Süllü, yıkılan Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alındığını belirtti. Yol projelerinde yaşanan gecikmelere de dikkat çeken Süllü, Alpu Yolu’nun yıllardır tamamlanamadığını, Seyitgazi-Kırka yolunun sürüncemede kaldığını ve Mihallıççık yoluna ilişkin henüz bir proje bulunmadığını ifade etti. Sarıcakaya–Mihalgazi yolunun ise madencilik projesi kapsamında hızlandırıldığına dikkat çekti.
“Anadolu’nun Çukurovası Tehdit Altında”
Süllü, madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerine ilişkin değerlendirmesinde, Sakarya Nehri çevresinde yer alan ve mikroklima özelliği sayesinde yıl boyunca üretim yapılabilen bölgenin risk altında olduğunu söyledi. Mihalgazi’nin Türkiye’nin sebze ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığını belirten Süllü, proje sahasında çok sayıda endemik bitki türü, yaban hayatı ve arkeolojik sit alanlarının bulunduğunu ifade etti.
“Tarımsal Üretim ve Ekosistem Risk Altında”
Madencilik faaliyetlerinde kullanılacak yöntemlere dikkat çeken Süllü, geniş bir alanda ormanların, su kaynaklarının ve doğal yaşamın zarar göreceğini dile getirdi. Açık ocak ve siyanürlü liç yöntemlerinin ciddi çevresel riskler barındırdığını belirten Süllü, olası sızıntıların ekosistemi tehdit edeceğini ve tarımsal üretimi olumsuz etkileyeceğini söyledi. Patlayıcı kullanımının da güvenlik açısından risk oluşturduğunu vurguladı.
“20 Nisan’daki Keşifte Olacağız”
Bölgedeki hukuki sürece de değinen Süllü, yerel halk, belediyeler ve meslek örgütlerinin projeye karşı dava açtığını hatırlattı. 20 Nisan’da yapılacak bilirkişi keşfine katılacaklarını belirten Süllü, süreci yakından takip edeceklerini ifade etti.
“Bu Bir Kader Değil”
Madencilik faaliyetlerinin arkasında şirket odaklı politikaların bulunduğunu savunan Süllü, Mihallıççık’ta yaşanan işçi mağduriyetlerine de dikkat çekti. Emekçilerin hak arayışı için Ankara’ya gitmek zorunda kaldığını belirten Süllü, doğa ve emek mücadelesinin birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Süllü açıklamasını, “Bu talan sadece Eskişehir’e özgü değil. Bu bir kader değil. Sorumlu, doğayı, emeği ve insanı yok sayan anlayıştır. Biz de buna karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle tamamladı.
