Klinik Psikolog Hatice Ada, Esvitrin Ajans’a yaptığı açıklamada son yıllarda giderek artan ve “çağın korkulu rüyası” haline gelen akran zorbalığına dikkat çekti. Ada, özellikle okul çağındaki çocuk ve ergenlerin psikolojik gelişimini tehdit eden bu sorunun, yalnızca bireysel değil toplumsal bir problem olduğunu vurguladı.
Akran zorbalığının; aynı yaş grubundaki çocuklar arasında, bir tarafın diğerine karşı sürekli ve kasıtlı olarak güç kullanması, baskı kurması ve zarar vermesi şeklinde ortaya çıktığını belirten Ada, bu davranışların tek seferlik olaylardan farklı olarak süreklilik taşıdığına dikkat çekti.
Zorbalık Türleri Giderek Çeşitleniyor
Hatice Ada, zorbalığın yalnızca fiziksel olmadığını, günümüzde farklı biçimlerde karşılaşıldığını ifade etti. Bunlar arasında en yaygın olanların:
-
Fiziksel zorbalık (itme, vurma, zarar verme)
-
Sözel zorbalık (hakaret, alay, lakap takma)
-
Sosyal zorbalık (dışlama, yalnızlaştırma)
-
Dijital zorbalık (sosyal medya üzerinden tehdit, aşağılayıcı mesajlar)
olduğunu belirtti. Özellikle dijital zorbalığın, çocukların güvenli alanı olarak görülen ev ortamına kadar taşınması nedeniyle daha yıkıcı etkiler doğurabildiğini söyledi.
Beynin Zorbalık Haritası: Güç, Korku ve Empati
Ada’ya göre zorbalık sürecinde beyinde üç temel duygu sistemi öne çıkıyor: güç, korku ve empati.
Zorba, karşısındaki üzerinde güç kurarak kontrol hissi yaşarken; mağdur çocuk yoğun korku, kaygı ve değersizlik duygularıyla baş etmek zorunda kalıyor. Seyirci konumundaki çocuklarda ise çoğu zaman empati gelişmediği takdirde, zorbalık normalleşebiliyor.
Dört Temel Rol: Herkes Sürecin Parçası
Akran zorbalığında sadece zorba ve mağdurun değil, çevredeki herkesin sürecin parçası olduğunu vurgulayan Hatice Ada, çocukların şu rollerde yer alabildiğini ifade etti:
-
Zorbaya destek olanlar
-
Zorbaya karşı koyanlar
-
Zorbalığa maruz kalanlar
-
Zorbalığı yapanlar
Bu noktada en kritik mesaj ise şu oldu: “Zorbayı yalnız bırakmak.”
Ada, zorbanın destek gördükçe güçlendiğini, yalnızlaştıkça ise davranışlarının söndüğünü belirterek, öğretmenlerin, ailelerin ve akran grubunun tutumunun belirleyici olduğunun altını çizdi.
Psikolojik Sağlamlık ve Duygusal Gelişim Tehlikede
Toplumsal uyum sürecinin yoğun olarak yaşandığı okul döneminde çocuğun “Ben kimim, neye değer veriyorum, kime güvenmeliyim?” gibi temel sorularla kimlik geliştirdiğini hatırlatan Ada, akran zorbalığının bu süreci doğrudan sekteye uğrattığını söyledi.
Zorbalığa maruz kalan çocuklarda;
-
Özgüven kaybı
-
Kaygı bozuklukları
-
Okul başarısında düşüş
-
İçe kapanma ve yalnızlaşma
-
Depresyon belirtileri
gibi ciddi psikolojik sonuçlar görülebildiğini belirtti.
“Akran Zorbalığı Sadece Çocukların Sorunu Değil”
Hatice Ada açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Akran zorbalığı yalnızca çocukların kendi aralarında çözeceği bir mesele değildir. Bu, ailelerin, eğitimcilerin ve toplumun ortak sorumluluğudur. Görmezden gelinen her zorbalık, hem mağdurun ruh sağlığını zedeler hem de zorbanın davranışlarını pekiştirir. En etkili çözüm, zorbayı alkışlamak değil, yalnız bırakmaktır.”
